2013-1. Barla Dağı karınca araştırması

BİR BİLİM İNSANI NASIL YETİŞİR/YETİŞTİRİLİR VE ARAŞTIRMA KONULARINI NASIL İNCELEYİP, DEĞERLENDİRİR

BİR BİLİM İNSANI NASIL YETİŞİR/YETİŞTİRİLİR VE ARAŞTIRMA KONULARINI NASIL İNCELEYİP, DEĞERLENDİRİR

M. Doğan Kantarcı

1. GİRİŞ
Bu başlık altında bir yazı yazmak doğrumudur? Böyle bir yazı yazmağa mecbur olacağımı hiç düşünmemiştim. Ama son zamanlarda bazı ilginç olaylarla karşılaşıyoruz. Tabii ki bilim yolunda çalışmalar yapmış veya yapmakta olan meslekdaşlarıma herhangi bir şekilde yol, yordam göstermek veya nasihat vermek aklımdan geçmez. Bu yazıdan amacım başka; konu dışındaki kişiler bilim adamlarının nasıl yetiştirildiklerini ve kendilerini nasıl yetiştirdiklerini bilemezler. Hatıralarını yazmış olan bilim adamları da bu yetiştir ilme/yetişme konusuna pek değinmezler. Dolayısı ile akademik çalışmaların dışında olan kişiler, bazı profesörlerin bazı olaylar hakkındaki değerlendirmelerini ve yorumlamalarını yadırgarlar. Bazılarını da biz yadırgarız. Konu epeyce nazik ve tartışma yaratacak ölçektedir. Çünkü deterministik bir inceleme, araştırma, değerlendirme sürecinde “Bana göre . . . .” yorumu yoktur. Ancak  bilimsel araştırma konularının tamamı da tümüyle deterministik olmayabilir.

Bir bilim insanı nasıl yetişir

Mahkemeden Alakır’a bahar müjdesi

Antalya’nın Kumluca ilçesinde bulunan Alakır Vadisi’nde yapımı planlanan Dereköy Regülatörü ve HES Projesi için Antalya Valiliği’nce verilen ÇED Olumlu Kararı’na mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı çıktı. Geçtiğimiz Kasım ayında 18 yurttaşın açtığı davaya bakan Antalya İdare Mahkemesi, duruşmadan önce ara karar alarak, konuyla ilgili bilirkişi incelemesi yapılıncaya kadar projeye verilen ÇED Olumlu Kararı’nın yürütmesini durdurdu.

 

DIGITAL CAMERA

Alakır vadisindeki 8 HES projesi bulunuyor

alakır5

18 YURTTAŞ VALİLİĞİN KARARINI YARGIYA TAŞIMIŞTI

İki ayrı HES projesinin ortasında yapılmak istenen Dereköy HES’e 2010 yılında Antalya Valiliği’nce verilen ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararına da dava açılmış, 2011 yılında kararın yürütmesi mahkemece durdurulmuştu. Dördü tamamlanmış toplam sekiz HES projesinin bulunduğu Alakır Vadisi’nde, yöre köylüleri ve yaşam savunucuları ile şirketler ve kamu kurumları arasında su için verilen hukuk mücadelesi yıllardır sürüyor. Son olarak Dereköy HES için Antalya Valiliği’nin verdiği ÇED Olumlu kararına 18 yurttaş geçtiğimiz Kasım 2013’de Antalya İdare Mahkemesi’nde dava açmıştı.

alakır4

MAHKEME BİLİRKİŞİ İNCELEMESİNE KADAR YÜRÜTMEYİ DURDURDU

Mahkeme, ÇED olumlu kararıyla birlikte inşasına başlamak için önünde bir engel kalmayan Dereköy HES’le ilgili dava için alanda yapılacak bilirkişi incelemesinin ardından hazırlanacak rapor sonuçlanıncaya kadar yürütmeyi durdurma kararı verdi.

‘SU, HAVZADA YAŞAYANLARINDIR, KİMSEYE PEŞKEŞ ÇEKİLEMEZ!’

Dereköy HES Projesi’nin ‘Nihai ÇED Raporu’nu inceleyen İstanbul Üniversitesi Orman Fak. Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Kantarcı, rapordaki pek çok eksiklik ve yanlışıkların bulunduğunu belirterek, “Alakır Havzası yaptığı üretim ile insanlarının ve diğer canlılarının yaşama hakkının olduğu bir yerdir. Bu havzadaki tarımsal üretim ve doğal ekosistemlerin varlığı ‘üstün kamu yararı’ kavramının tam olarak karşılığıdır. Su, ‘üstün kamu yararının’ devamlılığı için çok önemlidir. Havza’da yaşayanlardan başka kimseye peşkeş çekilemez”görüşünü savunmuştu.

alakır2

24.03.2014

Istrancalar’daki altın madeni yargıya taşındı!

Kırklareli’nin merkeze bağlı beldelerinden Dereköy’de özel bir firma tarafından işletilecek olan altın madeni için Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca verilen “ÇED gerekli değildir” kararı yargıya taşındı. DAYKO temsilciliği ile yöredeki sulama kooperatifi, sendikalar, dernekler ve köy muhtarlarından oluşan 20 davacı, altın madenine verilen “ÇED gerekli değildir” kararının yürütülmesinin durdurulması istemiyle açılan dava dilekçesini Edirne İdare Mahkemesine iletilmek üzere Kırklareli Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine teslim etti.
Dava dilekçesinin mahkemeye sunulmasının ardından konuyla ilgili bilgiler veren Doğal Yaşamı Koruma Vakfı (DAYKO) Kırklareli Temsilcisi Göksal Çidem, altın madenine ilişkin proje dosyasının uluslararası sözleşmelerle bölgede yapılan çevre düzeni planlarına aykırılık teşkil ettiğini dile getirdi.

‘DAVA KONUSU İŞLEM ANAYASAYA AYKIRI’

Anayasanın 56. maddesinde yer verilen, “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir” hükmüne atıfta bulunan Çidem, dava konusu idari işlemin Anayasanın 44. ve 169. maddelerine aykırı olduğunu belirterek, “Anayasamızda, ‘Orman alanları daraltılamaz ve ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez’ hükmü bulunmaktadır” dedi.

‘BUĞDAY EKTİK AVM ÇIKTI!’

Son yıllarda plansız yatırımlarla yok edilen Trakya’nın topraklarının oldukça bereketli olduğunu anlatan Çidem, “O kadar bereketli ki, buğday ektik AVM çıktı. Çeltik ektik duble yol çıktı. Mısır tarlalarında cezaevi, meralara mülteci merkezi, ormanlara çimento fabrikası, ayçiçeği tarlalarına ise oteller yapıldı. Çiftçi de toprağını ekmiyor artık, satıyor” ifadelerini kullandı.
Dereköy altın madeni ruhsat alanının bölgenin su kaynakları üzerinde bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Doğan Kantarcı, söz konusu işletmenin Edirne Lalapaşa ilçesine bağlı Vaysal köyünde açılan altın, gümüş ve kurşun çıkartılan madenle benzer özellikler taşıdığına dikkat çekerek etkilerinin de aynı olacağını söyledi. Vaysal altın madeni için Edirne Valiliğince verilen ‘ÇED gerekli değildir’ kararının da bir süre önce mahkemece iptal edildiğini anımsatan Prof. Dr. Doğan Kantarcı, mahkemenin kararına dayanak oluşturan bilirkişi raporunda, keşif sırasında ortama yayılı olan pasa numunelerinden alınan örneklerde yapılan analiz sonuçlarının; atık materyalin içinde tüm canlılar için toksisite yaratacak kurşun, bakır, arsenik ve krom gibi elementlerin varlığının ortaya konulduğunu kaydetti.

‘BU ORTAMDA CANLI YAŞAYAMAZ’

Prof. Dr. Beyza Üstün, Prof. Dr. Hayrettin Koral,  Prof. Dr. Ünal Akkemik’ten oluşan bilirkişi heyetinin, mahkemenin talebi üzerine Vaysal madeni için hazırladıkları raporda şu görüşlere yer veriliyor: “Pasa ya da atık materyal yağmurla taşınarak, yeraltına sızarak doğal sistemi kirletecek, yağış suları ile ulaşacağı her yerde içinde bulunan metallerle tüm canlılar için yaşam riski oluşturacaktır. Yeraltından çıkarılarak parçalanmış ve toprak üstüne yayılarak yağmur suyu ile taşınımı arttırılmış hali ile pasa doğal sistem için zararlıdır. Doğal sistemlerde kalıcılık etkisi gösteren metaller, maden çalıştıkça doğal ortam için kirletme etkisinin devamlı olacağı, yani yıllarca ve sürekli kirliliğin; suyla ve rüzgarla taşınacağı, doğal sistemlerin (toprak, dere, göletler) giderek geri dönüşümsüz kirleneceği, canlıların yaşayamayacağı ortamlara dönüşeceği açıktır. Bu ölçüde olan yok edici girişimlerin bir daha telafisi de mümkün değildir.”

www.evrensel.net

Eklenme tarihi: 2013-12-14 06:00:56

Ahmetler suyu HES’e kurban gitmesin

Ahmetler köyünde yapılmak istenen HES projesiyle ilgili Türkiye Ormancılar Derneği Batı Akdeniz Şubesi açıklama yaptı.

Burada konuşan İstanbul Üniversitesi Toprak Bilimleri ve Ekoloji Ana Bilim Dalında öğretim üyeliğinden emekli Prof. Dr. Doğan Kantarcı, HES’lerin Türkiye elektirik üretiminin yüzde 5’ini karşıladığını ifade ederek, “Bu yaklaşımların başka bir yönü de var. Suları musluğa almak, suları birilerinin elinde toplamak. Bunun yanında dikkat çekilmesi gereken başka bir nokta 1994 yılından sonra iklim değişikliğinde önemli bir değişme var. Sıcaklıkların artmasıyla birlikte kar yağışları azalıyor. Bu tip dere tipi santrallerin beslenmesi yağmurdan değil esas kar suyundandır. HES firmalarına çok uzun vadeli krediler veriliyor, bu firmalar kendilerini amorti edebilmeleri için hem yaz hem de kış mevsiminde bu tribünleri çalıştırmak zorundadırlar. Bu yüzden HES firmalarının biz santralı kışın çalıştıracağız, yazın suyu serbest bırakacağız gibi bir vaadi çok da gerçekçi değildir” dedi.

AHMETLER HES İÇİN UYGUN DEĞİL

Sözleşmelerde dere havzasında iki nokta arasındaki suyun kullanım hakkının firmalara tahsis edildiğini söyleyen Kantarcı, “Böyle bir durumda dereden bir kova su almanız mümkün değildir. Derenin yakınında bulunan tarım arazileri için dereden sulama suyu kullanırsanız ücretini ödemek durumundasınız” diye konuştu.

Ahmetler kanyonundaki suyu bir mağara ile başka bir yere aktarma projesinin olduğunu, ancak kanyonda su olmadığını söyleyen Kantarcı, “Ahmetler kanyonu böyle bir HES projesi için uygun bir yer değildir. Hem doğal yapıyı bozacağı gibi aynı zamanda da zaten su sorunu yaşayan Ahmetler halkını daha büyük bir sorun ile karşı karşıya bırakacaktır” dedi.(Antalya/EVRENSEL)

www.evrensel.net

Eklenme tarihi: 2014-02-12 15:51:57