Orman Yangınları ve Ormancıların Birinci Görevi

Orman Yangınları ve Ormancıların Birinci Görevi

Orman ve Av Dergisi

Eylül -Ekim Sayı: 5 Yıl: 2008

Orman Yangınları ve Ormancıların Birinci Görevi

BATI AKDENİZ ORMANCILIK ARAŞTIRMA MÜDÜRLÜĞÜ 50.YIL ETKİNLİĞİ “BİLDİRİLER”

BATI AKDENİZ ORMANCILIK ARAŞTIRMA MÜDÜRLÜĞÜ 50.YIL ETKİNLİĞİ “BİLDİRİLER”

TÜRKİYE’NİN BATI AKDENİZ BÖLÜMÜ ORMANLARI VE BAZI ÖNEMLİ SORUNLAR

ÖZET
Türkiye‟nin Batı Akdeniz Bölümü; batıda Dalaman Çayından, doğuda Anamur
Burnu / Tatlısu Nehri Vadisine kadar uzanır. Kuzeyde Göller Bölümü ile İç Anadolu Bölgesi
Batı Akdeniz Bölümünü sınırlar.
Batı Akdeniz Bölümünün ekolojik bakımdan üç yetişme ortamı bölgesine ayırt edilmesi
gerekir.
1) Batı Akdeniz Yetişme Ortamı Bölgesi
2) Batı Akdeniz iç Yetişme Ortamı Bölgeleri Grubu
3) Batı Akdeniz Ardı (Batı Toros Ardı) Yetişme Ortamı Bölgesi
Batı Akdeniz Bölümü ile bağlantılı olduğundan Göller Bölümü de bütünlüğü sağlamak
için birlikte ele alınmıştır.

TÜRKİYE’NİN BATI AKDENİZ BÖLÜMÜ ORMANLARI VE BAZI ÖNEMLİ SORUNLAR

İSKENDERUN VE MERSİN KÖRFEZLERİ İLE ÇEVRESİNDE HAVA KÜTLELERİNİN HAREKETLERİ VE SOĞUK HAVA ÇÖKELMESİ İLE KİRLİ HAVA YAYILMASI OLAYLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME

İSKENDERUN VE MERSİN KÖRFEZLERİ İLE ÇEVRESİNDE HAVA KÜTLELERİNİN HAREKETLERİ VE SOĞUK HAVA ÇÖKELMESİ İLE KİRLİ HAVA YAYILMASI OLAYLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME

M. Doğan KANTARCI –  Orhan ŞEN

ÖZET
İskenderun Körfezi Doğu Akdeniz’in kuzey doğu ucundaki konumundan dolayı, bir yandan Akdeniz üzerinden gelen hava kütlelerinin, bir yandan da çevresindeki yüksek dağlık arazinin ve Çukurova’nın etkisi altında bulunmaktadır. Özellikle yüksekten gelen soğuk hava kütleleri ile, Akdeniz üzerinde ısınıp yükselen sıcak hava kütlelerinin karşılaşması, sıcak çekirdekli siklonların
oluşmasını da sağlamaktadır. Ancak yüzey rüzgârlarının Körfezi bir at nalı gibi çevreleyen dağlık arazinin etkisi altında yönlenmesi, çevredeki sanayi tesisleri, yerleşim alanları ve motorlu araçlardan kaynaklanan havayı kirletici gazlar ile sera (buzlu cam) etkisi yapıcı gazların da Körfez ve Çukurova çevresinde yoğunlaşmasına sebep olmaktadır. Gündüz ısınma ile artan hava neminin, gece soğuma ile deniz ve dağ meltemlerine sebep olmaktadır. Gece dağ meltemleri ile yalı arazisine akan soğuk hava çökelmektedir (Inversion) . Çökelen soğuk hava kirletici gazlar ile zenginleşmekte, ertesi gün buzlu cam etkisi yapmaktadır. Yapılan incelemede;
(1) Rüzgârların esiş yönleri üzerinde dağlık arazi önemli etkiler yapmaktadır.
(2) Yüzey rüzgârları mevsimlere göre değişmektedir. Kış mevsiminde genellikle kuzey yönlerden esen yüzey rüzgârları, ilk yazdan sonbaharın ortasına kadar güneybatı ve güney yönlerden
daha fazla esmektedirler.
(3) Derin vadiler Anadolu Yaylasında oluşan serin / soğuk ve kuru havanın Akdenize akmasını  sağlamaktadırlar.
(4)………..

 

İSKENDERUN VE MERSİN KÖRFEZLERİNİN ÇEVRESİNDEKİ DAĞLIK ARAZİDE EKOLOJİK İLİŞKİLER İLE HAVA KİRLİLİĞİNİN YAYILMASI VE ETKİLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

İSKENDERUN VE MERSİN KÖRFEZLERİNİN ÇEVRESİNDEKİ DAĞLIK ARAZİDE EKOLOJİK İLİŞKİLER İLE HAVA KİRLİLİĞİNİN YAYILMASI VE ETKİLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı

ÖZET
İskenderun ve Mersin köfezleri ile Çukurova; Bolkar Dağları, Aladağlar, Alaylı Dağları, Dibek Dağları, Amanos Dağları arasındaki büyük çöküntü havzasını oluşturmaktadırlar. Bu çöküntü havzasını at nalı gibi çevreleyen dağlık arazi, körfezler ile Çukurova üzerinden esen yüzey rüzgârlarını önemli ölçüde etkilemektedir. Batı Akdeniz’den doğu Akdeniz’e doğru  gelen hava kütleleri, dağlık
arazi önünde yığılmakta, dağ yamaçlarında yükselmekte, yükseldikçe soğumakta, içerdikleri nem yoğuşmakta ve yağışlara dönüşmektedir. Anadolu Yaylasından derin vadiler yolu ile Akdeniz’e akan soğuk ve kuru hava da dikkat çekici etkiler yapmaktadır. Ayrıca, kuzeyden yüksek atmosferden gelen soğuk hava kütleleri ile Akdeniz üzerindeki sıcak hava kütlelerinin karşılaşmasından oluşan sıcak çekirdekli siklonlar şiddetli, gök gürültülü sağanak yağışlara sebep olmaktadırlar. İklim değişikliği sürecinde artan yüzey sıcaklıkları bu tip siklonların daha sık oluşmasına ve şiddetli sağanak yağışların daha sık tekerrürüne sebep olacak gibi görünmektedir. Bu tip yağış sularının yüzeysel akışa geçip sellere dönüşmemesi için dağlık arazideki ormanların korunması, ağaçlandırılması ve yaygınlaştırılması gerekmektedir.

İskenderun Krf.çevresinde ekolojik ilişkiler

 

I. ULUSAL OKALİPTÜS SEMPOZYUMU

I. ULUSAL OKALİPTÜS SEMPOZYUMU

BİLDİRİLER KİTABI

15-17 NİSAN 2008, TARSUS

Reşadiye (Datça) Yarımadası’nda Yetiştirilmiş Olan Okaliptüs Ormanının Kuruluşu ve Okaliptüs Ormanlarının Evsel Arıtma Suyu ile Beslenmesi imkanlar
M. Doğan KANTARCI

Okliptus ormanı- Datça-M.D.Kantarcı

Reşadiye (Datça) Yarımadası’nda Yetiştirilmiş Olan Okaliptüs Ormanının Kuruluşu

TÜRKİYE’DE ÇALILAŞTIRILMIŞ ORMANLAR SORUNUNA EKOLOJİ AÇISINDAN BAKIŞ

TÜRKİYE’DE ÇALILAŞTIRILMIŞ ORMANLAR SORUNUNA
(MAKİ, FRİGANA, GARİG, FUNDALIKLAR, MEŞE ÇALILIKLARI VD.)
EKOLOJİ AÇISINDAN BAKIŞ

Prof. Dr. M. DOĞAN KANTARCI

TÜRKİYE ORMANCILAR DERNEĞİ YAYINLARI
ANKARA – 2008

Eğitim Dizisi : 5

ÖNSÖZ
Orman ağaçları ve onların altında yetişen çalı türleri ile ot türleri yosunlar, likenler “ormanın tür bileşimi”  olarak bitki toplumlarını oluştururlar. Orman ağaçlarının yok edilmesi, çalı türlerinin ve çalılaştırılmış olan ağaç  türlerinin alanı kaplamasına sebep olur. insanın etkisi ile gelişen bu çalılaşma/çalılaştırma süreci hukuki tartışmalara ve düzenlemelere yol açmıştır. Siyasi iktidarlar ise oy aldıkları halkın isteklerine göre çalılaşmış orman alanlarını orman saymamak ve yandaş kitlesi oluşturmak için halka açmak veya sözüm ona Devlet Hazinesine gelir sağlamak amacı ile satmak gibi yanlış işlemlere girişmişlerdir. “Devlet’in hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler” kapsamına giren ormanlar ve orman tahribi ile oluşmuş sekunder çalılıklar ve otlaklar satılamaz. Çünkü sözkonusu mülk, devleti kuran halkın ortak mülküdür. Ormanın korunması ve işlevlerinin devam ettirilmesi ülkenin barınılabilirliğinin sağlanması için çok önemlidir. Bu ilişki; ülkenin “varolması veya yok olması” ile eşanlamlıdır. Dolayısı ile devleti kuran halkın bu konuda bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi gerekir.

 TÜRKİYE’DE ÇALILAŞTIRILMIŞ ORMANLAR SORUNUNA EKOLOJİ AÇISINDAN BAKIŞ

Kirmir Çayı Havzasında Kızılcahamam-Kargasekmez Ağaçlandırma Alanının Yetişme Ortamı Özellikleri, Uygulanan Toprak Koruma – Ağaçlandırma Yöntemleri ve Karaçamlar ile Tüylü Meşelerin (Baltalık) 1962 / 63 – 2006 Dönemindeki Gelişimi

Kirmir Çayı Havzasında Kızılcahamam-Kargasekmez Ağaçlandırma Alanının Yetişme Ortamı Özellikleri, Uygulanan Toprak Koruma – Ağaçlandırma Yöntemleri ve Karaçamlar ile Tüylü Meşelerin (Baltalık) 1962 / 63 – 2006 Dönemindeki Gelişimi

Prof.Dr.M. Doğan Kantarci & Yrd.Doç.Dr.Ceyhun Göl

Baraj Havzalarında Ormancılık I. Ulusal Sempozyumu
29 – 30 Nisan 2008

ÖZET
Sakarya Nehri üzerinde inşa edilen Sarıyar Barajı’nın taşıntı materyali ile dolmasını önlemek amacı ile Kızılcahamam’da Kirmir Çayı Havzasında toprak koruma çalışmalarını yapmak gerekmiştir. Bu amaçla Kızılcahamam Muhafaza ve Mer’a Islahı Tatbikat Grup Müdürlüğü kurulmuştur (1959). Kızılcahamam, ortalama yıllık yağış ve ortalama yıllık sıcaklık değerlerine göre yarı nemli/nemli iklim tiplerinin arasında bulunmasına rağmen, toprakların orta derin ve taşlı olduğu (erozyona uğramış) geniş alanlarda iklim tipi kurak ve yarı kurak niteliktedir. Kızılcahamam Kargasekmez ağaçlandırma alanında üç örnek  alanda yapılan ölçmelere göre; Karaçam ağaçları 45 yaşında 6.0-11.5 m arasında boyu ve 10.4 – 30.2  cm ve 1.3 m çapına ulaşmışlardır (Toplam 41 ağaç). Bataklık sürgünleri
olarak gelişmiş(1963’te eklenmiş) olan Tüylü meşeler ise 3.8-5.8 m boya ve 5-8 cm 1.3 m çapına ulaşabilmişlerdir (Toplam 152 ağaç)…

Kirmir Çayı Hvz. meşe-karaçam ağaçlandırması

BEYŞEHİR GÖLÜ HAVZASI’NIN ORMAN YETİŞME ORTAMI ALT BÖLGELERİ VE YÖRELERİ GRUPLARI

BEYŞEHİR GÖLÜ HAVZASI’NIN ORMAN YETİŞME ORTAMI ALT BÖLGELERİ VE YÖRELERİ GRUPLARI

Kürşad ÖZKAN & M. Doğan KANTARCI

Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi
Seri: A, Sayı: 2, Yıl: 2008, ISSN: 1302-7085, Sayfa: 123-135

ÖZET
Beyşehir gölü havzasında, gölün batısı ve güneyi “Dedegül Dağları Yetişme Ortamı Alt  Bölgesi”, doğusu, kuzeyi ve kuzey batısı“Sultan Dağları Yetişme Ortamı Alt Bölgesi” dir.  Dedegül dağları Yetişme Ortamı Alt Bölgesi kuzey doğudan gelip, göl üzerinden geçen  rüzgârların etkisi altındadır. Bu sebepten, Sultan dağları Yetişme Ortamı Alt Bölgesinden  daha nemli bir iklime sahiptir. Yetişme OrtamıAlt Bölgeleri, farklıiklim özelliklerine  sahip yükselti-iklim kuşakları grupları halinde yetişme ortamı yöreleri gruplarından  oluşmaktadır. Dedegül Dağları Yetişme Ortamı Alt Bölgesi; Gedikli Yetişme Ortamı Yöreler Grubu, Dumanlı Yetişme Ortamı Yöreler Grubu ve Gencek Yetişme Ortamı Yöreler Grubu olarak üçe ayrılmıştır. Sultan dağları Alt Bölgesi; Doğanbey Yetişme  Ortamı Yöreler Grubu, Çarıksaraylar Yetişme Ortamı Yöreler Grubu ve Örenköy Yetişme  Ortamı Yöreler Grubu olarak üçe ayrılmıştır. Yetişme ortamı yöreler grupları da farklı iklim özelliklerine sahip yükselti-iklim kuşaklarına ayırt edilmiştir. Yükselti-iklim  kuşaklarında bulunan alt yöreler, farklı yeryüzü şekli ve anakaya özelliklerine göre ayırt  edilmiştir.

BEYŞEHİR GÖLÜ HAVZASI’NIN ORMAN YETİŞME ORTAMI ALT BÖLGELERİ VE YÖRELERİ GRUPLARI

ISINMA – KURAKLAŞMA SÜRECİNİN GÖLLER BÖLGESİNDEKİ DURUMU VE ETKİLERİ ÜZERİNE EKOLOJİK BİR DEĞERLENDİRME

ISINMA – KURAKLAŞMA SÜRECİNİN GÖLLER BÖLGESİNDEKİ DURUMU VE ETKİLERİ ÜZERİNE EKOLOJİK BİR DEĞERLENDİRME

Prof. Dr. M. Doğan KANTARCI
İ.Ü. Orman Fakültesi Toprak İlmi Ekoloji Abd.(EM)- Bahçeköy/İSTANBUL
mdkant@istanbul.edu.tr

Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi
Seri: A, Sayı: 2, Yıl: 2008, ISSN: 1302-7085, Sayfa: 1-34

ÖZET
Türkiye’nin Göller Bölgesinin batıtarafında; kuzeydoğudan güneybatıya doğru uzanan Daz Kırı-Hambat Kırıoluğunda AcıGöl, Keçiborlu Ovası-YarışlıGölü -PınarbaşıGölü oluğunda Burdur Gölü yer almaktadır. Ortada; kuzeyden güneye uzanan Hoyran-Eğirdir Kovada oluğunda Eğirdir Gölü ile Kovada Gölü yer almaktadır. Doğuda kuzeybatıdan güneydoğuya uzanan Beyşehir-Suğla-Bozkır oluğunda Beyşehir Gölü ile Suğla Gölü yer almaktadır. Eber Gölü ile Akşehir Gölü ise Sultan Dağlarının kuzeyinden güneydoğuya doğru uzanan Bolvadin-Akşehir oluğunda yer almaktadır. Bu olukları yüksek dağlık kütleler ayırmaktadır (Harita 1 ve şekil 1). Kuzeydoğudan esen hakim rüzgârlar göllerin yüzeyinden buharlaşan su ile nemlenmekte ve bu nemi göllerin batısındaki dağların yamaçlarına yaslamaktadırlar. Böylece göllerin batısındaki dağ yamaçları daha nemli ve yağışlı, doğudaki dağ yamaçları daha kuru ve daha az yağışlı iklim tiplerinin etkisinde bulunmaktadır (Bkz.Harita 1 ve şekil 1). Eğirdir Gölü ile Beyşehir Gölü’nün batısındaki dağlık kütleler kuzeydoğu rüzgârlarını güneye doğru yönlendirmektedirler. Bu kuzey rüzgârları, Eğirdir ile Beyşehir göllerinin güneydeki dağlık arazi üzerine de nemli havayı taşımaktadır. Göllerin batısındaki daha nemli dağ yamaçlarında doğal sedir, göknar, karaçam ormanları yetişmiştir (Biyolojik çeşitlilik daha zengin). Göllerin doğusundaki daha kuru arazide ise meşe ormanları(Saçlı Meşe, Mazı Meşesi, Palamut Meşesi, Bozpırnal) ile ardıç ormanları yer almaktadır. Meşe ormanları baltalık orman olarak işletilmektedir.

ISINMA – KURAKLAŞMA SÜRECİNİN GÖLLER BÖLGESİNDEKİ DURUMU VE ETKİLERİ ÜZERİNE EKOLOJİK BİR DEĞERLENDİRME

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SÜRECİNDE İSTANBUL VE YAKIN ÇEVRESİNDEKİ ORMANLARIN YAPISI İLE SU ÜRETİM KAPASİTELERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SÜRECİNDE İSTANBUL VE YAKIN ÇEVRESİNDEKİ ORMANLARIN YAPISI İLE SU ÜRETİM KAPASİTELERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı

İSTANBUL’UN SU POLİTİKASI SEMPOZYUMU

26-28 Haziran 2008

ÖZET

İstanbul, geometrik bir sayı dizisi gibi katlanarak süren gelişmesi ve yaygınlaşması ile Marmara Bölgemizin kuzey bölümünü kaplamaya başlamıştır. Geçmiş yıllarda Silivri – Çatalca (İstanbul‟un batıdaki ilçeleri) sınırlarından İzmit il‟ini de kapsayan yayılma, artık Trakya‟da Tekirdağ ile Çorlu‟yu, Anadolu  yakasında ise Adapazarı ile Düzce‟ yi de kapsamaya başlamıştır. Bu geniş kapsamlı alandaki sorunlar artık  yerel sorunlar olmaktan çıkmış olup, İstanbul merkezli sorunlar olarak ele alınıp, değerlendirilmeye  çalışılmaktadır.

İstanbul‟un yaygınlaşmasının yarattığı sorunların en önemlilerinden birisi de ormanlar ve ormanların  üretebileceği su kapasitesi ile ilgilidir. İstanbul‟un yaygınlaşması orman alanlarının talan edilmesine sebep  olmaktadır. Orman alanları küçüldükçe su üretimi de azalmaktadır. Yok edilen orman alanlarının yerine kurulan gecekondu mahalleleri ve bunların giderek betonlaşması yağış sularının akıp gitmesine (denize kadar) sebep olmaktadır.

 İklim değişikliği ve İstanbul’un su sorunu

TÜRKİYE’ DE İKLİM DEĞİŞİMİ SÜRECİ VE ORMANLAR İLE OTLAKLARIN SU ÜRETİMİNİN ARTTIRILMASINA ETKİSİ

TÜRKİYE’ DE İKLİM DEĞİŞİMİ SÜRECİ VE ORMANLAR İLE OTLAKLARIN SU ÜRETİMİNİN ARTTIRILMASINA ETKİSİ

Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı

ÖZET
İklim değişimi süreci dünyada farklı bölgelerin coğrafik özelliklerine göre farklı etkiler  göstermektedir. Türkiye’de de öteden beri dikkatlerin çekildiği iklim değişikliği süreci  önce itirazlarla karşılanmışsa da, 2006-2007 kışından ve 2007 kurak yazından sonra
kabul edilmiştir. Türkiye’de iklim değişikliği süreci bir “ısınma / kuraklaşma” süreci olarak  algılanmaktadır. Meteoroloji istasyonlarımızın ölçmelerini dönemsel bir düzen ile  incelersek 1993 yılından beri bir ısınma dönemine girdiğimizi farkeder iz. Bu ısınma  sürecinin Trakya’da Ergene Havzası’nda yapabileceği etki ve sulama suyu ihtiyacı  üzerinde 1997’den beri hesaplamalar ve yayınlar yapmış, dikkat çekmeye çalışmıştık…

İklim değişimi süreci ormanlar ve su üretimi

2006 ve sonrası yayın listesi

2006 ve sonrası yayınlar listesi

2006 VE SONRASI TAYIN LİSTESİ